Ben kimim

Astrolojiye merakım hiç öyle genç yaşlarda başlamadı. Erken tarih bulmak için zorlarsam kendimi, sanırım lise yıllarına gidebilirim. O da lisede yatılı okurken, arkadaşlardan birinin getirdiği “burçlar ve aşk hayatınız” falan gibi bir kitabı bağıra bağıra okuyup kıkırdaşmalarımızdan ibarettir.

Sonra ’90lı yıllarda okuduğum, burçlarla dalga geçerken çok doğru noktalara parmak basan “Terazi’nin Hüznü ve Diğer Burçlar”, Jacques A. Bertrand (orijinali Tristesse de la Balance et Autres Signes) kitabı uzun yıllar en sevdiğim ve kütüphanemdeki tek astroloji kitabı oldu. Tekrar astroloji ile buluşuncaya kadar hemen her konu üzerine bir ton kitap okuyarak geçirdim günlerimi. 

Böyle mutlu mesut giderken astroloji nereden çıktı?

Günlerden bir gün, bir arkadaşım dedi ki, bir arkadaşının kız kardeşi astrolog olmuş. Çok aklı başında, cici bir kızmış, aslında mesleği avukatlıkmış. Astrolojiye ilgi duymuş, okuluna gitmiş, bitirmiş astrologluk yapmak istiyormuş. Destek olmak için haritama baktırmak ister miymişim. En azından bir kişiye alternatif mesleğindeki ilk adımlarında yardımcı olurum dedim, ciddi bir beklentim yoktu. Telefon açtım, buluştuk.

Bana benim hakkımda bir sürü şey söyledi.  Ailemden, iş hayatıma, karakterimden, kardeşime, anne babamla olan ilişkilerime, hayallerime bir sürü konu hakkında konuştu, çok yanlış şeyler söylemedi. Ne yalan söyleyeyim, çok etkilenmedim. Etkilendiğim şey, bütün bunları üzerinde çeşitli noktalar olan tabak gibi bir resme (doğum haritası) bakarak yapabilmesiydi.

Astroloji öğrenme fikri ilginç geldi. Sonuçta insanlığın kültürel mirası içinde oldukça uzun bir dönem ve yer kaplayan bir konuyu, mitolojiyi, sembollerin dilini öğrenmek keyifli bir hafta sonu aktivitesi olabilir dedim. Kıza kimden ve nasıl öğrendiğini sordum, Hakan Kırkoğlu, Göklerin Bilgeliği Okulu dedi, ayrıca bende de iyi bir astrolog olma potansiyeli varmış, niye şimdiye kadar ilgilenmemişim.

Buraya kadar herşey normaldi. Bundan sonra benim gibi bir şüpheciye bile astrolojiyi ciddiye aldırtacak asıl hikaye başlıyor.

Seans sırasında, özel olarak merak ettiğim konular olup olmadığını sordu. Orta yaş bunalımı içinde acaba bundan sonra ömrümü hep yalnız mı geçireceğim diye dertleniyorum. Baktığım her yerde, el ele, kol kola sarılıp öpüşen çiftler görüyorum. Onlar olmazsa, çift kuşlar, çift kediler falan, dünyada bir ben yalnızım gibi geliyor. Bunu sordum. Artı bi ton başka konuda bi sürü soru sordum.

Kız bana dedi ki, “Önümüzdeki yıl, veya seneye senin karşına iki kişi çıkacak. İlk çıkanla evlenmezsen, kesin ikinci çıkan kişiyle çok ani bir kararla, tanışmanızdan sonraki bir yıl içinde evleneceksin”, “muhtemelen evleneceğin kişi yabancı olacak”, “ve muhtemelen yurt dışında yaşayacaksın, senin kaderinde kesin yurtdışı var”. Bu söylediklerini züğürt tesellisi olarak aldım. Hani en azından yıldızlara göre hala biraz ümit varmış.

Allah aşkına ben kim, yurtdışında yaşamak kim? İngilizcem iyi, okuduklarımı anlıyorum da, konuşmam mümkün mü? Bütün üniversite hayatım boyunca ağzımdan çıkan kelimeler “evet, hayır, belki”. Bir yabancıyla, hayatta mümkün değil, yok yok. Kendi insanıma derdimi anlatmaktan acizim, kesin İngilizce konuşacağım diye kasarken derdimden alkolik olurum.

Fakat önce Hakan Kırkoğlu’nun web sayfasını, sonra astroloji okulunu buldum, kayıt oldum, başladım. Ve tesadüfler, tesadüfler, tesadüfler sonrası kızın haritama bakıp bir takım tarihler vermesinden ve bu imkansız kehanetlerde bulunmasından hemen üç ay sonra bir Fin hayatıma girdi, dört ay sonra, bir sonraki yıl “apar topar” evlendik. Ve kızın bana “yurtdışına seyahat vs. için şu tarihte gitsen senin için iyi olur” dediği tarihte kesin olarak Finlandiya’ya taşındım.

Doğrusu asıl bu olaylardan sonra astrolojiyi ciddiye almaya başladım. Eğitimin ilk yılı da oldukça faydalı oldu. Bu hikayenin başlangıcı 2011. O tarihten beri astrolojiyle ilgileniyorum. Ve baktığım her haritada skeptik tarafım daha bir şaşkınlığa düşüyor.

Astrolojik yaklaşımım

Sürekli kendi haritama bakıp, yaşadığım her saçmalığın, kötü hikayenin veya muhteşem karakterimin ve güçlerimin izini haritamda bulmaya çalışan biri değilim. Ama, tembelliğimin veya depresyonumun nedenlerini Satürn’e, Marsa, geri giden gezegenlere falan bağlamak sevdiğim bir lüks.

Gezegenlerin hareketi de herşeyin bir döngüsü olduğunu, herşeyin bir vadede geçeceğini, değişeceğini söylüyor, bu da sıkıntılı dönemlerde faydalı bir düşünce.

Beni kendi doğum haritam veya yıldızların söylediği karakterim o kadar da çok ilgilendirmiyor. Ben kendimi biliyorum. En azından astroloji öğrenirkenki motivasyonum kendimi çözmek değildi. Fakat diğer insanlar, onların hikayeleri ve onların tarihine astrolojik semboller olarak bakmaktan, zamanın kalitesini gözlemlemekten büyük keyif alıyorum.

Bir doğum haritası kendi içinde zorlukları, kolaylıkları ve daha çok da potansiyelleri barındırır. Bu potansiyeller üzerinden konuşmak ve insanların hikayelerini dinleyip potansiyellere dair ışık tutmak, bu sembol dilini kullanarak öngörümlerde bulunmak bence çok keyifli.

Ama bence, bir özne olarak insan, astrolojik haritaların sınırlarının veya kişilerin yorumlarının ötesinde bir güce ve potansiyele sahip.

Astrolojiyi nasıl ve nerden öğrendim

Hemen her şeyde olduğu gibi astrolojiyi de doğru kişilerden, doğru şekilde öğrenmek çok önemli. Ben öncelikle Hakan Kırkoğlu’nun öğrencisi olarak başladım. Türkiye’de başka değerli astrologlar da var, ama yolum bazı diğerleri ile kesişse ilk günden astrolojiyi bırakmış, tam karşı cephede konumlanmış olurdum.

Daha sonra, Türkiye’den ayrıldığım için Mayo School of Astrology ile devam ettim. Göklerin Bilgeliği Okulu’nda online ikinci sınıf açılması biraz zaman aldı. Önce Göklerin Bilgeliği Okulu’ndan, sonra Mayo School of Astrology‘den sertifika aldım. Şimdi Mayo School’un diploma programını bitirmek üzereyim. Göklerin Bilgeliği’nden diploma programından bazı derslere de girdim. School of Traditional Astrology’nin (Deborah Houlding) Horary Practitioner sertifikasını aldım, Mayo diploması aldıktan sonra diploma programına devam etmeyi düşünüyorum. Demetra George, Bernadette Brady’nin ve diğer başka astrologların çeşitli webinarlarına ve ortaçağ astrolojisi kurslarına katıldım ve tabi bir çok kitap okudum ve okuyorum.

Helsinki de oturuyorum. Finlandiya’da astroloji Türkiye’deki kadar popüler kültürde yaygın olmamasına rağmen, yıllarını astrolojiye adamış bir çok değerli astrologlar var. Köklü bir tarihçesi olan Fin Astrologlar Derneği’nin üyesiyim (kuruluş 1964), hatta bu yıl yönetim kurulunda da yer alıyorum. Bunun dışında uluslararası olarak, ISAR-International Society of Astrological Research ve AA-Astrological Association üyesiyim. ISAR Etik Farkındalık (Ethics Awaraness) sertifikası sahibiyim, ISAR yetkinlik sınavına hazırlanıyorum.

Son olarak

Kendi pratiğimde daha çok klasik, geleneksel, helenistik yaklaşımları tercih ediyorum. Herhangi bir özel psişik yeteneğim yok, görünmeyen şeyleri görebilen, duyabilen biri değilim. Öngörümlerimde ve harita yorumlarımda sadece astrolojiyi ve astrolojik teknikleri ve biraz da kendi yaşam deneyimimi kullanıyorum.

Beni astrolojiyle tanıştıran hocalarıma ve beraber bir çok şey öğrendiğimiz arkadaşlarıma, ve eğitimim boyunca astrolojiye benden çok inanarak, her fırsatta doğum haritaları, soruları ve geri bildirimleriyle eğitimime katkıda bulunan bütün arkadaşlarıma da ayrıca çok teşekkür ederim.